SAGLIK - su perisi - Blogcu
Image Hosted by ImageShack.us

su perisi

Ana SayfaImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
ProfilimImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
ArşivImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
OĞLUMUN SİTESİImage Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
DİNİ YAZILARIMImage Hosted by ImageShack.us
Easy Free Borders from TagBot Borders

Image Hosted by ImageShack.us

Hakkımda

yazı şiir resim müzik hobi dalında her şey güncel konu yorum sevdiğim hoşuma giden her şey örgü dantel takı yemek


Image Hosted by ImageShack.us
Kategorilerim




Image Hosted by ImageShack.us

glitter-graphics.com

Yazılarım

HAYIRLI KANDİLLER
GERGİN BİR GÖZ KAPAĞI İSTERMİSİNİZ O ZAMAN BUYRUN
DERYABAYKALIN PROĞRAMINDAN
DERYA BAYKALIN PROĞRAMINDAN 1 ŞALI 10 ŞEKİLDE KULLANMA
SUDENAZ001 DANTEL SEHPA ÖRTÜSÜ,,,,,,,,,,,,
SUDENAZ001 ATKI.............
İKİ RENKLİ KURABİYE
YOĞURDUNUZU EVDE YAPMAK İSTERMİSİNİZ
KADIN VE BAKIM
KADIN VE BAKIM ( EVDE PRATİK VE KOLAY )


Image Hosted by ImageShack.us

glitter-graphics.com

Arkadaslarım

crazy41
neslinursema
143
begonya35
pastel
azidee
bucan
filizsarihan
pastell
1damlaumut
magicdesignhayaleturet
hayaliperde
glnrylmz
yemektariflerimiz
ruhumdaninciler
canacansin
beyhanli
ahsen50
3beyaz
aytence
aselnur
1altin
elmasekerii
aceba20
1tebessum
sudenaz002
ezgim3


Image Hosted by ImageShack.us

Bağlantılarım

Ahmet Maranki deryabaykal simliresim DERYALI FİKİRLER * sudenaz001


Image Hosted by ImageShack.us

glitter-graphics.com

Zıyaretcılerım


glitter-graphics.com



Image Hosted by ImageShack.us

Bannerim


...



Image Hosted by ImageShack.us

Dossıteler

Image Hosted by ImageShack.us

gulumseyisim < ayla01 >seraplaherseyyy

YOLCU1960

mamila Blog Ekle almulaca >didems Blog Ekle denizincileri Saçita Blogcu hobilerimveben

Image Hosted by ImageShack.us Pardus... Özgürlük İçin... src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/7633/50853191393 8105/269/z/571263/gse_multipart19167.png"/>rengarenktaki hayaldunyam



Tak Takıştır Nisan AyıANIL ERDİN
" border=0 title="http://yasemins.blogcu.com/">



Eglence

Bilgileriniz sistemimize kaydedilmektedir.Skamu.com - The only place for Myspace icons, Orkut avatars, and profile codes
Heart Icons
PageRank






Öğünden önce ve sonra 1 bardak su

Kış geldiğinden çok fazla susamadığım için yeteri kadar su içemiyorum. Acaba bu durum kilo vermemi engeller mi? Çok su içmek zayıflatır mı?

Öğünden önce ve sonra 1 bardak su


Yapılan araştırmalara göre bir kadının günlük sıvı ihtiyacı ortalama 11 bardak, bir erkeğin de 15 bardaktır. Burada belirtilen rakamlar gün boyunca tüketilen besinlerden ve içeceklerden alınan toplam sıvı alımı hesaplanarak ifade edilmektedir. Yaklaşık olarak sıvı ihtiyacının yüzde 80'ini içilen su ve sıvılarla, geri kalan yüzde 20'si de yiyeceklerle alınmaktadır. Buna göre kadınların günde 9 bardak, erkeklerin 12 bardak su ve diğer sıvılardan tüketmeleri yeterli olacaktır. Ancak bütün sıvı ihtiyacınızı çay ve kahveden almamaya özen gösterin! Su ve kilo kaybı ile ilgili yapılan çalışmalar litrelerce su içmenin zayıflamaya katkı sağlamayacağını bunun yanı sıra öğünlerle birlikte tüketilen suyun toplam kalori alımını azaltabileceğini göstermektedir. Ayrıca su içeriği yüksek yiyeceklerin de kısa sürede doygunluk hissi sağlayacağı ve daha uzun süre tokluk hissi vereceği bilinmektedir.

Besinlerin içerdiği su yüzdeleri

Besin
Su yüzdesi

Lahana (doğranmış 100 g)yüzde 95

Karnabahar (doğranmış 100 g)yüzde 91

Greyfurt (doğranmış 100 g)yüzde 91

Süt (1 su bardağı)yüzde 89

Yoğurt(1 su bardağı) yüzde 85

Elma (1 orta boy) yüzde 84



Tarih: 01:41, 7/1/2008 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Limonun marifetleri

Böbrek taşı oluşumunu kolaylaştıran besinlerin yanı sıra limon suyu gibi koruyucu olanlar da var. Limon her zaman yardımınıza koşmaya hazır vaziyette.

Türkiye’de bir kişinin böbrek taşı sorunuyla karşılaşma ihtimali yüzde 5 - 10 arasında değişiyor. Beslenme, genetik gibi faktörler böbrek taşı oluşumunda rol oynuyor. Böbrek taşının oluşmasını kolaylaştıran besinler olduğu gibi koruyucu besinlerin de bulunduğunu söyleyen İstanbul Cerrahi Hastanesi üroloji uzmanı Prof. Dr. Sinan Zeren, limon suyu ve limonatanın bunlardan biri olduğunu belirtiyor. Prof. Dr. Sinan Zeren, sorularımızı yanıtladı.

Böbrek taşları kimlerde daha sık görülür?

Az su içen kişilerde taş oluşumu çok kolaylaşır. Çünkü idrar çok yoğun konsantre haline gelir. En büyük risklerden biri budur. Bu nedenle biz hastalara hep bol su içmeleri gerektiğini söyleriz. Çünkü bol içimi, idrar kristal halindeyken o kristallerin yıkanıp atılmasını sağlar.

Böbrek sağlığı için günde ne kadar su içilmeli?

Böbrek taşına karşı koruyucu olması için günde ortalama iki litre idrar çıkarmak gerekir. 12 dolu bardak su içmek gerekir denir. Ama bu miktarın yaz ve kış arasındaki etkisi aynı olmaz.
Tabii hareketli olmak da çok önemli. Ayrıca tuzlu yememek lazım. Tuzlu yemek idrarda kalsiyum atılımını çok artıran birşey. Eskiden süt, peynir, yoğurt hastalara çok verilmezdi, hastalara ''süt taş yapıyor uzak dur'' denirdi. Ama bunun da bir anlamı yok. Aksine kalsiyum içeren yiyecekler taş için kısmen koruyucu olarak kabul ediliyor.

Hastalar diyetlerinde nelere dikkat etmeli?

Hayvansal proteinlerden mümkün olduğunca kaçınmalılar. Et, tavuk ve balık idrarı daha asit hale getirdiklerinden taş oluşumu için risklidir. Bol bol limon suyu ve limonata içmelerinde fayda var. İdrarın içindeki bazı maddeler taş oluşumu için koruyucudur. Bunlardan en önemlisi ''sitrat''tır. İdrardaki sitrat düzeyi düşük olanlarda taş oluşumu daha kolay oluyor.

Limon suyunun içinde sitrik asit yani bol miktarda sitrat olduğundan limon suyu içmenin böyle bir koruyucu etkisi var. Ancak greyfurt suyu sabıkalıdır ve limon suyunun aksine taş yapıcı etkisi olduğu söylenir. Yine gazlı içecekleri önermiyoruz.

Taş oluşumunu kolaylaştıran oksalattan zengin besinler nelerdir?
Koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak vs), bamya, çilek, domates, çikolata, kuruyemişler ve çay oksalattan çok zengindir.

Böbrek taşı ameliyatlarında neler değişti?

Günümüzde idrar yolunun her noktasındaki taşı tespit etmek ve onu çok modern yöntemlerle vücuttan uzaklaştırmak mümkün. Işıklı optik cihazlarla kamera yardımıyla böbreğin her yerinde dolaşabiliyorsunuz, mesaneye girebiliyorsunuz. Örneğin mesanede taş varsa bu en kolay taş ameliyatlarından biridir. İdrar yollarından girip endoskopik olarak taşı mesanede görüp, parçalara ayırıp çıkarabiliyoruz. Hatta hastayı aynı gün taburcu edebiliyoruz.

Bir başka yöntem de karından 1,5 santimetre bir kesi yapıp oradan böbreğin içine 1 santimetre çapında bir boru kullanıyoruz. Karından girip böbreğin içine yerleştirerek bu borunun içinden optik aletlerle içerdeki taşı parça parça kırarak çıkarıyoruz.
Diğer bir yöntem de vücut dışından ''şok dalga'' yöntemiyle yani ses dalgarıyla taş kırmadır. Vücut dışından ses dalgası hastanın vücut içindeki taşın üzerine odaklanarak gönderilir. Hastanın vücudunun içinde taşlar kırılır. Hasta bol su içip, gezip dolaşıp o taşları kendisi dökmeye çalışır.
Ayşegül Aydoğan Atakan


Tarih: 11:18, 5/1/2008 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Günde bir soda dahi zararlı

Yapılan araştırmalarda, soft drink olarak nitelendirilen ve zararsız gibi görünen soda, diyet kola gibi gazlı içeceklerin yetişkinlerde metabolik se

Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırma, günde bir adetten çok gazlı içecek tüketmenin metabolik sendrom oluşturma riski ile birebir ilişki içinde olduğunu ortaya koydu. Araştırmada ilginç olan, bu riskin gazlı içeceğin diyet ya da sıfır kalorili olmasıyla değişmediğiydi.

Araştırmaya göre diyet içecekler, orta yaşlı yetişkinlerde metabolik riski artırıyor. Araştırmanın başındaki Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Ramachandran Vasan’a göre bu durum, araştırmanın göze çarpan en önemli konusunu oluşturuyor.

Risk yüzde 48 daha fazla

Dr. Vasan’a göre gazlı içecek tüketimi, 1977 ve 2001 yılları arasında iki kattan üç kata çıktı. Aynı zaman dilimi içinde gazlı içeceklerin ürün miktarları da azımsanmayacak şekilde büyüdü. Araştırmacılar, gazlı içeceklerin kilo alımı, obezite ve diyabet riskini artırdığını ve bunlarla birebir ilişkili olduğunu ispatlamıştı. Son yapılan ''Soft drink tüketimi ile metabolik risk artması arasındaki ilişki'' araştırmada ise zararsız gibi görünen günlük bir adet gazlı içecek tüketiminin, yetişkinlerde metabolik bir tehlikeye yol açıp açmadığını sorguladılar.

Gazlı içeceklerin metabolik sendrom ve onun getirmiş olduğu diğer komplikasyonlar ile ilişkili olup olmadığını araştırmak üzere 6000’den çok katılımcının katıldığı çalışmayı Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Ravi Dhingari yürüttü.

''0'' kaloriye kanmayın

Araştırmacılar, günde bir adetten çok gazlı içecek tüketen kişilerin günde bir adetten daha az tüketen kişilere kıyasla yüzde 48 daha çok metabolik sendrom riskiyle karşı karşıya olduğunu buldular. 6000’den çok katılımcının metabolik sendrom riski olmadığı varsayımı ile hareket eden araştırma, günde birden çok gazlı içecek tüketiminin metabolik sendrom riskini yüzde 44 artırdığını saptadı.

Günlük gazlı içecek tüketimleri belli olan küçük bir araştırma grubunda yapılan araştırmada da günde bir adetten fazla tüketen kişilerde metabolik sendrom riskinin başlama olasılığının yüzde 50 - 60 oranında olduğu belirlendi.  Diyet içecekler sıfır kalorili olmalarına rağmen, araştırma bulguları bu içeceklerin çocuklarda da sağlığı zayıflatıcı yönde etkisi olan kilo alımı ve yüksek tansiyon sorunlarıyla ilişkisini gösterdi.

Günde bir sodadan daha az tüketenlerle günde en az bir soda içenler karşılaştırıldığında obezite riski, bel çevresi ölçümü, glukoz değeri ve hipertrigliserit seviyelerinin anlamlı oranda arttığı görüldü. Bunlarla birlikte iyi huylu kolesterol (HDL) seviyelerinin ise düştüğü gözlendi.

Soda fazla yemeyi mi teşvik ediyor?

Araştırma sonrasında yapılan yorumlara göre soda içenler daha fazla kalori alma eğiliminde. Bu kişiler daha fazla doymuş ve trans yağlardan zengin besinleri tüketirken, daha az lifli besin tüketiyor ve aynı zamanda sedanter bir yaşam tarzına sahipler.
Ayrıca soda ve gazlı light içecekleri tüketmek, tatlı besinlerin tercih edilmesini de artırıyor. Hatta henüz tartışılsa da bir teoriye göre soda tüketimi bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme etkisine neden oluyor.

Metabolik sendrom nedir?

Kalp damar hastalıklarına yol açan ve her biri birbiriyle bağlantılı dört hastalık, artık 'metabolik sendrom’ adı altında anılıyor. Diyabet, obezite, hipertansiyon ve yüksek kan yağları başta olmak üzere bu dört önemli hastalık, tek tek değil, 'metabolik sendrom’ olarak nitelendirilerek bütüncül bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Ancak son yıllarda bel çevresindeki yağlanma da metabolik sendromun beşinci risk faktörü olarak yerini alıyor ndrom riskini artırdığı belirlendi

 

Ayşegül Aydoğan Atakan


Tarih: 11:14, 5/1/2008 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Kansere karşı, bol yeşil çay

Günde 4-6 fincan yeşil çay tüketimi, mide, özafagus, kolon, meme, sindirim sistemi kanseri riskini azaltıyor...


    Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Beslenme Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sevinç Yücecan ''Sağlıklı yaşam sürecinde fonksiyonel besinlerin yeri ve önemi'' başlıklı yazısında, yanlış beslenme alışkanlığından kaynaklanan kanser risklerine dikkat çekti.
    Prof. Dr. Yücecan, sağlık harcamalarındaki artışta en önemli etmenin hatalı beslenme alışkanlıkları olduğunu vurgulayarak, hatalı beslenmeye bağlı şişmanlık, koroner kalp hastalıkları, kanser, diyabet, osteoporoz gibi sağlık sorunlarının tedavi maliyetinin çok yüksek olduğuna işaret etti.
   
    Türkiye'de tüm ölümlerin ilk sırasında koroner kalp hastalıklarının geldiğini belirten Prof. Dr. Yücecan, kadınlardaki kanser vakalarının yüzde 60'ının, erkeklerdeki kanser vakalarının ise yüzde 40'ının beslenme alışkanlıklarına bağlı olduğunu ifade etti.
   
    Beslenme alışkanlıklarına bağlı kanserlerin başında meme, kolon ve mide kanserlerinin geldiğini kaydeden Prof. Dr. Yücecan, kanserin, dünyada ve Türkiye'de yetişkinlerde ölüm nedenleri arasında 2. sırada olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Yücecan, yazısında şunları kaydetti:
   
    ''Eğer beslenme alışkanlıkları düzeltilip, enerji dengesine uygun beslenme alışkanlığı sağlanırsa, fiziksel aktivite de fazlalaştırılırsa sadece şişmanlık değil, şişmanlığın tedavisi için yapılan harcamalar da büyük ölçüde azalabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlığı ve egzersiz, sağlığın korunması ve geliştirilmesi için çok önemlidir.''
   
    Türkiye'de beslenmeye bağlı kronik hastalıklardan şeker ve kemik erimesinin görülme sıklığının da giderek arttığına işaret eden Prof. Dr. Yücecan, şeker hastalığının son 5 yılda erkeklerde yüzde 25, kadınlarda yüzde 14 oranında arttığını ifade etti.
   
    FONKSİYONEL BESİNLER VE SAĞLIK
    Sağlıklı beslenme için, doğal olarak içerdikleri fizyolojik aktif bileşenler ile sağlıklı beslenmeye katkıda bulunan fonksiyonel besinlerin önemine işaret eden Prof. Dr. Yücecan, fonksiyonel besinleri, sağlığı geliştirici, hastalık riskini azaltıcı etkiler oluşturduğu bilimsel olarak kanıtlanan besin bileşenleri olarak tanımladı.
   
    Fonksiyonel besinlerin besin olarak kalması, kesinlikle hap veya kapsül şekline dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yücecan'a göre, bazı fonksiyonel besinler ve yararları şöyle:

-Tam buğday unundan yapılmış ekmek ve soya kalp hastalıklarında azalma sağlıyor.
-Havuç, kanser riskini azaltıyor, brokoli, lahana, brüksel lahanası akciğer, mide, kolon kanserlerinde azalmaya neden oluyor.
-Soğan, pırasa ve elma, kalp hastalıkları riskinin azalmasını sağlıyor.
   
    GÜNLÜK KULLANIM ÖNERİLERİ
    Bazı fonksiyonel besinlerin sağlık için önerilen günlük ortalama tüketim düzeyleri ise şöyle:

-Günde 4-6 fincan yeşil çay, mide, özafagus, kolon, meme, sindirim sistemi kanseri riskinde azalma sağlıyor.

-Günde 25 gram alınan soya proteini, LDL kolesterol (kötü huylu kolesterol) düzeyinde düşmeye neden oluyor. Günde 60 gram tüketilmesi halinde ise menopoz semptomlarında azalma sağlıyor.

-Sarımsak kan basıncını düşürüyor, günde alınan 1 diş sarımsak kolesterol düzeyinde düşmeye neden oluyor.

-Günde 5-9 porsiyon sebze ve meyve tüketimi kolon, meme, prostat gibi kanser türlerinde azalmaya neden oluyor ve kalp ve damar hastalıklarının riskini azaltıyor.
   
   


Tarih: 00:42, 13/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Greyfurt suyu öldürebilir!

Greyfurt suyuyla ilaç içmenin ölüme yol açabileceği ifade edildi

Bolu İl Sağlık Müdürlüğü diyetisyeni Naciye İla  Deniz, greyfurt suyunun alınan ilaçların yan etkilerinin ortaya çıkmasına neden olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bir bardak greyfurt suyu, ilaçların yan etkilerinin ortaya çıkmasına yetebiliyor.

İlaçları greyfurt suyuyla birlikte almak veya greyfurt suyu içtikten 12 saat sonra bile ilaç almak, yan etkilerin ortaya çıkmasına yetmektedir. İlaç kullananlar greyfurt suyu içmemeli. Tansiyon ilaçları, kolesterol düşürücü ilaçlar, greyfurt suyuyla alınması halinde anormal derecede yüksek seviyelere çıkabiliyor. Antihistaminik ilaçların greyfurt suyuyla birlikte alınması kalbe zarar verebiliyor. Eklem enfeksiyonu, sedef hastalığı, AIDS, epilepsi tedavisi görenler ve organ nakli yapılmış olanlar
greyfurt yememeli, suyunu içmemeli


Tarih: 16:19, 12/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Eller şifa dağıtıyor

Düzenli olarak yapılan Japon yüz masajı ile daha parlak, yumuşak bir cilde ve sıkı bir yüze kavuşmanız mümkün.


 

Formsante

Amerika ve Avrupa’da üniversite düzeyinde eğitimleri dahi bulunan Uzakdoğulu terapiler bizde de gittikçe yaygınlaşıyor.  

Tamamlayıcı tıp terimini her geçen gün daha sık duyuyoruz. Bu terim genellikle Uzakdoğu kökenli tıp yöntemlerini de içinde bulunduran geleneksel tıp sistemlerini tanımlamak için kullanılıyor. Yani Batı tıbbının uyguladığı teşhis ve tedavi yöntemlerini destekleyen her türlü yeni terapi ve tedavi yöntemi, tamamlayıcı tıbbın ilgi alanına giriyor. İnsana bütüncül yaklaşan bu yöntemler, bedene kendi kendini doğal olarak tedavi edebilen bir mekanizma olarak bakıyor ve bu tedavi kapasitesinin oluşması için yollar arıyor.

Tamamlayıcı tıp günümüzde Batı tıbbıyla birlikte, onun etkisini azaltmadan, hastanın durumunu iyileştirmek üzere sık sık kullanılıyor. Hastalandığınız ya da bir hastalığınız olduğunu düşündüğünüz zaman önce bir doktora görünerek ondan yardım almanız ve sonra yine doktorunuza danışarak tamamlayıcı tıp terapilerine başvurmanız öneriliyor.

Tamamlayıcı tıpta kullanılan Uzakdoğu kökenli terapilerin hepsi hastalıkların temelinde ruhsal sorunlar yattığı düşüncesinden yola çıkıyor. Biz de bütünsel yaklaşımlarıyla bilinen bu terapiler arasında sadece el ile uygulananları sizler için mercek altına aldık: Dünyanın farklı ülkelerinde çalışan Brezilyalı Beden Terapisti Kimaya Riberio, bizi Japon yüz masajı ve hara farkındalık masajı ile ilgili konularda aydınlattı. Ruhsal gelişim danışmanı Ebru Tandoğdu, ayak refleksolojisi ile ilgili bilgi verirken terapist Ayşin Albayrak shiatsu konusundaki zengin bilgilerini bizimle paylaştı.

Shiatsu nedir?

Geleneksel Japon terapilerinden olan shiatsu, bizde de yaygın olarak kullanılıyor. Kelime karşılığı parmak ile baskı demek. Parmak, el, dirsek kullanılarak uygulanıyor ancak bu, kişinin ihtiyacına göre belirleniyor. Japonya'da yirminci yüzyılın başlarında o zamana kadar uygulanan elle tedavi yöntemlerinin bir sentezi olarak doğmuş ve daha sonra da tıp alanında kabul görmüş. Temellerini, Çin kökenli akupresur ve geleneksel Japon masajlarından alıyor. Bu terapi, bedenin kendi kendini iyileştirme yetisini harekete geçirerek bozulan dengeyi onarmaya çalışıyor.

Nasıl uygulanıyor?

Uygulama sırasında rahat bir kıyafet giyilmesi gerekiyor. Öncesinde aşırı yemek yenmemeli ve alkol alınmamalı. Uygulama sonrası bol su içilmesi bedende akışın rahatlamasına yardımcı oluyor. Ayrıca terapi sonrasında yoğun ve stresli aktivitelerden kaçınılması tavsiye ediliyor. Yumuşak bir yatak üzerinde giyinik olarak uygulanıyor. Ancak eğer yerde uzanmak mümkün değilse kişi sandalyeye oturtularak da yapılabiliyor. Yaklaşık 60 dakika süren bir shiatsu seansının 15 dakikası konuşarak geçiyor. Bu sohbet esnasında, terapiyi yapan kişi karşısındakine belli sorular yönelterek hastalığı ya da sorunu hakkında teşhis koymaya çalışıyor. Bu sohbet sonrasında uzman, vücutta hangi bölgede yoğunlaşması gerektiğini anlıyor.

İkinci aşama, konulan teşhisin karın bölgesinde doğrulanması. Yani karın bölgesine parmak ve el ile yapılan uygulamalarla, tekrar, kişinin rahatsızlığı konusunda ipuçları alınıyor. Sonrası ise kişinin ihtiyacına göre şekilleniyor. Uygulamada akupunktur noktaları üzerine çeşitli biçimlerde basılıyor; uzuvlar çekilerek esnetiliyor, eklemler çalıştırılıyor. Bu hareketler kişiden kişiye farklı uygulanabilirken, aynı kişiye ertesi gün yapılacak hareketler de tamamen değişik olabiliyor.

Nelere iyi geliyor?

Uzakdoğu tıbbına göre bir hastalığın belirtileri, bedende bulunan enerjinin çeşitli nedenlerle dengesizce dolaşması ile ortaya çıkıyor. Bu dengesizlik kendisini fiziksel olarak vücudun çeşitli organlarında belli ediyor. Kas gerginliği, asit birikmesi, hormonal dengesizlikler bunlar arasında sayılabiliyor. Shiatsu, diğer pek çok Uzakdoğu kökenli terapilerde olduğu gibi bu enerjinin düzenli akışını sağlamak için kullanılıyor.

Shiatsunun kronik ve akut hastalıklara karşı iyi geldiği söyleniyor. Kronik hastalıklarda hastanın hayat kalitesini iyileştirmeye yardımcı olabiliyor. Seans sonrasında hissettiğiniz huzurun dışında, kendinizi enerjik ve dinç hissediyorsunuz. Öncelikle kas dokusunun esnekliğini artırdığı için sertlikleri ve gerilmeleri gideriyor. Baş ve sırt ağrılarının giderilmesinde yardımcı. Kan akışını hızlandırıyor. İç organların çalışmalarını düzenlediği söyleniyor. Sindirim sorunlarına, romatizma ve kireçlenmeye iyi geldiği, uykuyu düzenlediği ve ruhsal açıdan rahatlama sağladığı belirtiliyor. Sürekli yapıldığında duruşu düzeltiyor. Shiatsu terapisti Ayşin Albayrak, ''Hastalıklar oluşmadan shiatsu yaptırmak, hastalığın önlenmesinde etkili'' diyor. Yani hastalık henüz sizin fark edebileceğiniz türden sinyaller vermeden bir terapiste gitmek en doğrusu.

Japon yüz masajı nedir?

İsminden de anlaşılacağı üzere bu Uzakdoğulu terapisi Japon kökenli ve tarihi de oldukça gerilere gidiyor. Yüz ve boyundaki akupunktur noktalarına yumuşak el hareketleri ve dokunma teknikleriyle masaj yapılıyor. Uzakdoğu inanışına göre dış güzellik, iç güzellikten yani sağlıklı bir bedenden geçiyor. Eğer vücuttaki enerji doğru bir şekilde akarsa, sağlık açısından bir sorun yaşamıyorsunuz ve bu da dış güzelliğinize, özellikle de yüzünüze yansıyor.

Nasıl uygulanıyor?

Yüz masajı için yüksek ve rahat bir masaj yatağına uzanmak gerekiyor. Bu esnada yüzünüzde makyaj ve üzerinizde küpe, kolye gibi şeylerin bulunmaması gerekiyor. Kimaya Riberio, bu tekniği Hint masajı ile birleştirerek kendine özgü bir yöntem yaratmış.

Nelere iyi geliyor?

Öncelikle kan akışı hızlandığı için cilde daha fazla oksijen taşınıyor ve ciltte gözle görülür bir canlılık oluşuyor. Kasılan yüz kasları açılıyor ve yüzdeki stres azaldığı için gergin görüntü yok olabiliyor. Yüz kasları çalıştığı ve açıldığı için cilt daha gergin görünebiliyor. Düzenli olarak alınan Japon yüz masajı ile daha parlak, yumuşak bir cilde ve sıkı bir yüze kavuşmanız mümkün.
Kılcal damarlar, besinleri cildin yüzeyine daha etkin biçimde taşıyabildikleri için yaşlanma belirtilerinin oluşması da yavaşlıyor. Düzenli yapıldığında deri sarkması ve kırışmaya karşı iyi geldiği söyleniyor. Kısaca bu masaj sürekli dinlenmiş bir yüz ifadesiyle gezmenize yardımcı olabiliyor.

 


Tarih: 10:16, 6/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Yağı ve tuzu kesin yürüyerek incelin

Fazla kilolar çalışan ya da çalışmayan birçok kadının en büyük ortak derdi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Aşkın Yüksel "Kendi hazırladığı uygulanması son derece kolay özel bir diyete yürüyüşü de ekleyen kadınlar, hızla zayıflar" diye konuşuyor..
Fazla kilolar kadınların en büyük dertlerinden biri. Günlerini ev işleriyle ilgilenerek geçinenler de, ev kadınlığı yerine dışarıda çalışmayı tercih edenler de, konu kilolara geldiğinde ne yaparlarsa yapsınlar zayıflayamamaktan yakınıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Aşkın Yüksel, hazırladığı özel diyet sayesinde bütün kadınların rahatlıkla kilo verebileceğini söylüyor.

Ete yağ ekleme!
Yüksel; günlerini bilgisayar ya da televizyon karşısında oturup hamur işi, abur cuburlar veya asitli içecekler tüketerek geçiren kadınlar için kilo almanın kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Yapılan araştırmaların ev kadınlarının çalışan hemcinslerine göre daha kilolu olduklarını ortaya koyduğunu dile getiren Yüksel, fazla kilolarından kurtulmak isteyen kadınlara, kolayca hayata geçirebilecekleri şu önerilerde bulunuyor:
* Etli yemeklere kesinlikle yağ ilave edilmemeli. Et kendi yağıyla pişerse hem daha lezzetli olur hem de kalorisi azalır.
* Et suyunun jelini atıp kullanın çünkü jelinde yağ birikir.
* Yemeklerde tuz yerine damak tadına göre; nane, köri, karabiber, kimyon gibi baharatlar kullanmalıdır. Çünkü tuz vücutta fazla su birikimine sebep olur.

Tavuğun derisini yeme!
* Patates, haşlanmış haliyle ya da fırında pişirilerek tüketilmedir. Eğer patatesi kızarmış seviyorsanız kendiniz yağsız patates cipsi hazırlayabilirsiniz. Patatesleri cips gibi ince ince kesip ısıtılmış, yağsız tost makinesinde pişirerek tüketebilirsiniz.
* Tavuğun derisi kesinlikle tüketilmemelidir çünkü en fazla yağ bu bölümde bulunmaktadır.
* Et, görünen yağları ayıklandıktan sonra tüketilmelidir.
* Yemek pişirirken yanmaz tava kullanılmalıdır. Yemekleri karıştırmak için de tahta kaşık tercih edilmelidir. Metal kaşık, sebzelerde C vitamini kaybına neden olmaktadır.
* Çok yediği için değil, çok hızlı yediği için kilo alan kadınlar da vardır. Bu nedenle, lokmaların 20-25 kere çiğnendikten sonra yutulması gerektiği unutulmamalıdır.

Kabul günlerine dikkat
* Her gün yürüyüş ve egzersiz yapın. Özellikle sabah açken yapılan bir saat tempolu yürüyüş, sizi kilo almaktan koruyacağı gibi kilo vermenize de yardımcı olacaktır.
* Kadınların aralarında düzenledikleri kabul günleri kilo almaya sebep olmaktadır. Böyle günlerde sebze ağırlıklı ve zeytinyağlı yiyecekler tercih edilmelidir.
* Şekerli ve gazlı içecekler yerine ayran veya taze sıkılmış meyve sularını tüketmeye gayret edin. Vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan bu içecekler, günlük vitamin ihtiyacınızı karşılamanıza da katkıda bulunacaktır.
* Ağır hamur tatlıları tüketmek yerine dondurmayı veya sütlü tatlıları tercih edin.
* Televizyon karşısında yemek yemeyin. Televizyon karşısındayken hem ne kadar yediğinizi anlamazsınız, hem de yediklerinizi normalden daha hızlı tüketirsiniz.

Tarih: 09:27, 6/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Bir kaşık bal, öksürüğü hafifletir

 

ABD’de yapılan bir araştırma, çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balın öksürüğü hafifletebileceğini ortaya koydu.


Araştırmayı yapan Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Ian Paul ve arkadaşları, balın, öksürük ilacı verilmesi ya da hiç tedavi yoluna gidilmemesiyle karşılaştırılınca, en iyi seçenek olduğunu belirtti. Araştırmacılar, balın, tahriş olmuş boğazı kaplayarak yumuşatabileceğini kaydetti.

"Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine" dergisinin bu ayki sayısında yayımlanacak araştırmayla ilgili doktor Paul, birçok ailenin bu buluşlarına güveneceklerini ve "Annelerimiz haklıymış" diyeceklerini söyledi. Doktorlar, araştırma sırasında aileleri aracılığıyla, üst solunum yolu enfeksiyonu bulunan 105 çocuğun bir bölümüne yaşlarına uygun dozda bal tadı verilmiş öksürük şurubu, diğerlerine yalnızca bal verdi. Çalışmanın sonunda, bal verilen çocukların daha iyi uyuduğu ve öksürüklerinin azaldığı aileleri tarafından bildirildi.

Bununla birlikte doktorlar, bir yaşın altındaki çocuklara, botulizm (ender rastlanan besin zehirlemesi) riski oluşturabileceği gerekçesiyle kesinlikle bal verilmemesi uyarısında bulunuyor.
     


Tarih: 09:22, 6/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Sağlık iksiri: Yulaf

Stresle mücadele etmek, her dem genç kalmak, günün yoğun temposunu yorulmadan yaşamak istiyorsanız adresiniz yulaflı yiyecekler olmalı.


 

Sağlıktan güzelliğe pek çok derdin devası olan yulafı, özellikle soğuk kış günlerinde sofranızdan eksik etmeyin. 

Çinliler yulafın zindelik verici özelliklerini binlerce yıl önce keşfetmişler. Antik Romalılar onu enerji depolamak için sofralarından eksik etmemişler. Savaşçı Vikingler efsanevi fiziki güçlerini yulaf ezmesi ile hazırlanan 'porridge' adlı kahvaltılık yiyeceğe borçlu olduklarını sık sık dile getirmişler.

'Bitkisel protein' de denilen yulafta bol miktarda protein, lipid, lif, mineral tuzlar, vitaminler ve B grubu vitaminleri bulunuyor.
Yulaf, pek çok derdin devası olan bir tahıl. Düzenli olarak tüketildiğinde vücudu tazeleyip adeta yeniden yapılandırıyor. Yüksek dozdaki enerji verici özellikleri nedeniyle sınavlara hazırlanan öğrencilere, bebek bekleyen anne adaylarına, sporculara, soğuk havalarda çok üşüyenlere, sık hastalanan küçük çocuklara, büyümekte olan çocuklara ve nekahat dönemindeki hastalara birebir geliyor. Yulaf, hücrelere enerji taşınmasında, dokulara kan aracılığı ile oksijen transferinde ve zarar gören yaşlı hücrelerin yenilenmesinde son derece etkili bir besin.

Ayrıca zehirli kurşun, kadmiyum ve krom gibi ağır metallerle birleşip bu maddelerin vücuttan atılımını sağlıyor. Moskova Devlet Üniversitesi bilim adamları, yulafın çok değerli bir kocakarı ilacı olmaktan öte gerçek bir sağlık iksiri olduğunu belirterek Rusların uzun yıllardan bu yana kurşun zehirlenmelerine karşı yulaf unu kullandıklarını ifade ettiler.

Yulaf piyasada un, ezme, yulaf tanesi, yulaf ekstresi (özü), müsli ve kahvaltı gevreği olarak satılıyor. Un halindeki yulaf ile ekmek, tatlı ve tuzlu hamurişi çeşitleri hazırlayabilirsiniz. Ya da köftelere ilave edebilirsiniz. Kahvaltı gevreği şeklinde ılık süte ilave ederek yiyebilirsiniz. Ezme şeklindeki yulafla değişik muhallebiler hazırlayabilirsiniz. Yulaf unu ile güzellik kremleri hazırlayabilir, yulaf ekstresi ile sağlık banyoları yapabilirsiniz.

Güne iyi başlamak için sütle karıştırılmış yulaflı müsli yiyin. Öğle öğününde besleyici, doyurucu aynı zamanda hafif yulaf köftesi (5 çorba kaşığı un, 5 çorba kaşığı yulaf unu, 1 yumurta ve tuzu karıştırıp kızgın yağa kaşık kaşık ilave ederek kızartın) yiyebilirsiniz. Akşamları rahat bir uyku çekmek ve kadifemsi bir cilde kavuşmak için banyo suyuna yulaf tanesi ilave edin. Yatmadan önce yulaflı çayla sağlık depolayın.

Yulafın kimlik kartı


* Yulaf oldukça kalorili bir tahıl. 100 gramında 390 kalori bulunuyor. Oysa aynı miktar pirincin kalorisi 354, makarnanın ki ise 346. Bol miktarda nişasta içerdiği için değerli bir karbonhidrat kaynağı.

* Yulaf, kasları tazeleyen 'lisina' denilen bir protein ve sinirlerin işlevini düzenleyen yüksek dozda B grubu vitaminleri içeriyor.

* 'İyi' yağlar açısından çok zengin. İçeriğindeki 'oleik asit' denilen yağlar, sinir hücrelerinin düzenli bir şekilde işlemesi için son derece yararlı.

* Yulaf mineral açısından da çok zengin: 100 gramında 53 mg kalsiyum, 405 mg fosfor, 4.5 mg demir ve 268 mg potasyum bulunuyor. Ayrıca değerli bir magnezyum deposu.
Kolesterolünüz yüksek ise
Yulafta bulunan yağ asitleri 'iyi yağlar' olup zindelik veriyor ve kolesterolün yükselmesini önlüyor. İçeriğindeki lifler sayesinde kandaki kolesterolü düşürüyor.

Yulafta kolesterole çok benzeyen bitkisel moleküller, kötü kolesterol alımını en aza indirgiyor. Bu nedenle aşırı yağlı beslenme sözkonusu olduğunda yulafın içeriğindeki fitosterol maddesi kandaki aşırı yağlanmayı engelliyor. Yani yulaf bir tür yağ giderici. Eğer kolesterolünüz yüksekse yulafı sofranızdan eksik etmeyin.
Adet dönemi sıkıntılarını gidermek için
Ani kişilik değişimi, aşırı sinirlilik, uykusuzluk, melankoli, aşırı tatlı yeme arzusu... Pek çok kadın adet döneminde hormonal dengesizlikten kaynaklanan bu sorunlardan yakınıyor.

Çözüm için kahvaltı ve öğle öğünlerinde yulaflı yemekler yiyin. Yulaf, tiroid bezinin işlevine yardımcı olup, östrojen hormonunun üretimini dengeliyor. Yulafın zengin içeriğinde bulunan magnezyum minerali, alt karın bölgesindeki kas gerilimini en aza indirgeyerek sancıyı azaltıyor. Fosfor, adet öncesi ve sırasında sık karşılaşılan konsantrasyon güçsüzlüğünü ve unutkanlığı önlüyor. Adet sıkıntılarından şikayetçiyseniz adetten 1 hafta önce ve adet boyunca yulaf ağırlıklı beslenin. Günde iki porsiyon yemek ideal.
Nekahat dönemindekiler için
Nekahat dönemindeki hastalar için yulaf çok yararlı bir besin. Vücut bitkin olduğu zaman yulaf, her türlü fiziksel ve beyinsel yorgunluğu giderip zindelik veriyor. Çok enerjik bir besin olduğu halde son derece hafif ve hazmı kolay. Yulaf, vücuda doğru miktarda karbonhidrat, B grubu vitaminleri, demir, fosfor ve kalsiyum sağlayarak kas ve kemikleri güçlendiriyor. Dişleri koruyor ve sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor.

İltihaplı hastalıklara karşı

Her türlü iltihaplı hastalıklara karşı yulaf iyi geliyor. İster sıcak süte ilave ederek için, isterseniz yulaf lapası (1 su bardağı yulaf ununu 2 su bardağı suda eritip koyu muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Ilınınca bölgeye uygulayıp üzerini ılık havlu ile kapatın) hazırlayıp hastalıklı bölgeye uygulayın. Larenjit ve boğaz ağrısı gibi solunum yolları enfeksiyonlarına, sigaranın yol açtığı boğaz rahatsızlıklarına ve bronşite iyi geliyor. Özellikle küçük çocukların bronşit hastalığında göğüse ve sırt bölgesine uygulanan sıcak yulaf lapası rahat nefes almayı sağlayıp, balgam söktürüyor ve öksürüğü kesiyor. Yulaf, rahatlatıcı etkisi nedeniyle midenin de dostu. Yulaf çayı hazırlamak için 1 tutam yulaf tanesini bir fincan kaynar suya ilave edip 20 dakika bekletin. Süzüp balla tatlandırıp için.

Tiroid bezi rahatsızlıklarına karşı

Guatr hastalığına yol açan tiroidin düzenli işlevi için yulaf ideal bir besin. Tiroid bezi yavaş çalıştığı zaman bitkinlik, soğuğa karşı dayanıksızlık ve çabuk üşüme gibi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor. Tiroid ile birlikte kan dolaşımı da yavaşlıyor. Halsizlik ve başdönmesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu konuda şikâyetleriniz varsa kahvaltıda her gün düzenli olarak yulaflı yiyecekler tüketin.

Ciltteki kızarıklık ve kaşıntılara karşı

Yulaf, cildi yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkisi sayesinde ciltteki kızarıklık ve kaşıntıları gideriyor. Yulaf tanesi ilave edilmiş sıcak banyo suyu, bebeklerdeki pişik sorunlarını ve ciltteki dermatit ile iltihaplanmaları gideriyor. Bunun için 1 çay bardağı yulaf tanesi veya yulaf ununu 1 küçük tencere sıcak suya ilave edip karıştırın. Kaynatıp süzün ve sorunlu bölgeye uygulayın. Yulaf, sabunun yol açtığı cilt tahrişlerine ve ani hava değişimlerine maruz kalan cildi de koruyor. Bunun için sorunlu bölgeye yulaf lapası uygulayın.

Diyabet ve karaciğer yorgunluğuna karşı

Sağlık sorunları olanların özel diyetler uygulamaları gerekiyor. Özellikle tiroid bozukluğu ve kanda aşırı yağ birikmesi nedeniyle ortaya çıkan karaciğer yorgunluğu sözkonusu olduğunda diyet, yulaf ağırlıklı olmalı. Yulaf, şeker diyetinde de mutlaka yer alması gereken bir tahıl. Çünkü sodyum ve şeker açısından fakir. Pektin ve emicelluloz (bu madde vücuda giren şekeri yakalayarak konsantrasyonunu azaltıyor) sayesinde kan şekerini düşürüyor.

Soğuktan çatlayan eller için

Dış etkenlere birebir maruz kalan cilt ve ellere kış aylarında ekstra bakım uygulamakta yarar var. Soğuktan çatlayan ve kızaran ellerinize yulaf lapası sürün.1çay bardağı yulaf ununu 2 çay bardağı suda eriyinceye kadar karıştırıp hafif muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Soğuyunca cildinize sürüp 3-4 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın. Elleriniz yumuşacık olacaktır. El kremi kullanmıyorsanız kış aylarında bu uygulamayı 3 günde bir yapmayı ihmal etmeyin.

Uykusuzluğa karşı

Ninelerimiz, rahat uyumak için yastıklarının içini yulaf tanesi ile doldururlarmış. Bugün ise 2 su bardağı yulaf tanesi veya
yulaf unu ilave edilmiş sıcak banyolar, rahat ve sağlıklı bir uyku sağlıyor. Banyo suyuna dilerseniz eczane, doğal ürün satan mağaza ya da baharatçılardan satın alacağınız yulaf ekstresini de ilave edebilirsiniz.

Epilasyondan sonra

Epilasyon yaptıktan sonra cildinize yulaf içeren bir krem (veya yulaf lapası) sürün. Yulafın içeriğinde bulunan nişastanın nemlendirici etkisi cilde kadifemsi bir yumuşaklık sağlayacaktır. Yulaf, tüylerin daha geç ve güçsüz çıkmasını sağlıyor.

Çabuk yağlanan saçlara
Yulaf saçlara parlaklık verip güçlendiriyor. Eğer saçlarınız yağlı ise günde iki öğün yulaflı yiyecekler yiyin. Örneğin; kahvaltıda yulaflı müsli, ikindi de yulaflı muhallebi veya kurabiye yiyin. Saçlarınız için15 günlük yulaf kürü uygulayın. Yemek aralarında yulaflı çay için.

İştahsız ve sık hastalanan çocuklar için

Küçük yaramazlar günboyu aşırı enerji harcarlar ama genelde abur cubur ile karınlarını doyururlar. Anneler, özellikle okula giden çocuklarının nasıl beslendiklerini kontrol etmekte zorlanırlar. Besin değerleri çok yüksek olan yulaf, özellikle büyümekte olan enerjik yapılı ve sık hastalanan çocuklar için son derece önemli bir besin. Yulaf, büyüme hormonu olarak bilinen, 'auxina' hormonunun üretimine katkıda bulunuyor. Yulaf, içeriğindeki zengin aminoasitler (protein sentezi için çok gerekli olan maddeler) bitkisel proteinler ve nişasta sayesinde vücuda uzun süreli bir enerji sağlıyor ve vücudun tüm işlevlerinin mükemmel bir şekilde düzenlenmesine yardımcı oluyor. İçeriğindeki kalsiyum ve fosfor ile çocuklardaki kemik oluşumunu hızlandırarak kemik ve dişleri güçlendiriyor. Fosfor ayrıca yağ ve protein metabolizması için de gerekli.

 


Tarih: 23:47, 2/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı

Kahvaltı yap, formda kal!

Formunuzu korumak ve zinde kalmak için kahvaltının önemi çok büyük.


30 Kasım 2007 Cuma

Zamansızlık, geç uyanma, iştahsızlık, yorgunluk ve aç hissetmemek kahvaltı yapmayan bireylerin genel sebeplerinden bazıları. Oysa güne iyi başlamak için kahvaltı en önemli öğün. Bu konuda 30 - 40 yıldır yapılan çalışmalar gösteriyor ki kahvaltı yapmak çok önemli ve gerekli. Buna rağmen en çok atlanan öğünler araştırıldığında kahvaltı ilk sırayı alıyor.

Bazı insanlar uyandıkları zaman aç olmadıklarını ileri sürerken bazıları eğer kahvaltı edersem gün boyu sürekli yemek yiyorum diye şikâyet ediyor. Her iki şikâyetin oluşma sebebi de aslında yanlış besin seçimleri. Sabah kahvaltı edince daha çok acıkıyorum! Açlık hissi, fizyolojik ve olması gereken normal bir sinyaldir. Üç saat arayla acıkmak ve vücuda doğru gıdayı vermek metabolik hızı artırmanın önemli bir yoludur. Bu sebeple açlık hissini kabul etmek gerekir. Ancak sabah kahvaltıda sadece meyve, reçel-tereyağ, ekmek yemek veya meyve suyu içip tatlı bisküvi atıştırmak doğru değil.

Poğaça açlığı tetikler

Sadece beyaz un ve yağdan oluşan bir poğaça tüketmek açlık hissini tetikleyen ve yağ depolamasını artıran yanlışlar ve gizli
tuzaklardandır. Bu tür besinler kan şekeri ve enerjide hızlı bir artışa sebep olur, ancak bir saat sonra kan şekeri ve enerji düzeyi birden düşerek açlık belirtilerini oluşturur. Bu tuzağa düşmeyin. Eğer kahvaltı edip uzun süre tok kalmak istiyorsanız mutlaka kahvaltıda protein (süt, peynir, fındık, yoğurt vb) ve rafine edilmemiş (beyazlaştırılmamış) tahıl gevrekleri veya ekmek yiyin.

Kahvaltı yapanların besin öğesi tüketimi daha iyidir. Düzenli kahvaltı edenler daha iyi vitamin mineral alır. Örneğin sabah tam buğday unundan ekmek, peynir ve portakal suyu tüketen bir kişi
günlük C vitamini ve kalsiyum, tiamin, riboflavinin posa açısından önemli bir miktarını karşılamış oluyor. Bağırsak hareketleri de düzene girer. Sık aralıklar yağlanmayı önler Araştırmalar kahvaltı yapanların kilo kontrolünde daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor.

Öğün atlanmadığı zaman kan şekeri dengesi daha iyi oluyor, metabolik hız artıyor. Kişi bir sonraki öğüne daha az acıktığı için aşırı yağ tüketmiyor ve kilo almıyor. Kahvaltıda mutlaka karbonhidrat ve protein beraber olmalı. Bir tek öğünle tüm sağlığımız değişmez ancak kısa aralıklarla az ve sık yemek yenilirse vücudun yağlanması engellenenebilir. Uzun aralıklarla yemek yendiğinde vücut yağı artar. Sabah uyanınca yaklaşık 12 saatlik açlık gerçekleşmiştir. Eğer öğlene kadar bir şey yenilmezse vücut 16 - 17 saat aç kalmış olur. Bundan sonra yediklerinizin doğrudan yağa çevrilme oranı artar. 17 saat aç durup yedi saatte yemek, vücudun çalışma ritmine aykırıdır. Evde ya da işyerinde dilimlenmiş kepekli ekmek, dilimlenmiş az yağlı kaşar bulundurmaya çalışın. Tahıl gevrekleri, az yağlı süt, biraz kuru meyve de kolay ve sağlıklı bir çözüm olur.

Açlığınızın nedeni yorgunluk olmasın

Yorgunluk, açlıkla karıştırılan ikinci duygudur. Özellikle gece geç
saatte yeme eğilimini gösterenler bunu yorgun hissettikleri için ve
enerji seviyelerini artırmak için yapar. Vücudunuzun dinlenme ihtiyacı, açlıkla karışabilir. Bazıları ise yorgunluğun sebep olduğu
gerginliği azaltmak için akşam eve geldiklerinde yemeğe başvurur.

Oysaki bunlar yemek için en tehlikeli saatlerdir. Aktivitemizin en az olduğu, metabolizmamızın en çok yavaşladığı zamandır. Doğru olan, bitkinliği en aza indirgemeye çalışarak vücudumuza hak ettiği dinlenmeyi sağlamaktır. Bunun için gün ortasında kendinize dinlenecek vakit ayırın. Çünkü yediğimiz fazla miktarda yemek o anda yorgunluğumuza iyi geliyor gibi gözükse de daha sonrasında vücut bu yemeği yakmaya çalıştığından dolayı daha da yorgun düşer. Bazen o kadar yorgun oluruz ki yattığımız zaman bile uyuyamayız. Bu durumda da canımız karbonhidratlı
yiyecekler çeker, çünkü bunlar vücuttaki uyumaya yardımcı
olan kimyasalları harekete geçirir. Uz. Psk.Tracy Kazmirci

Eğer bir önceki gün akşam yemeğini geç yediyseniz ve gece yatarken de atıştırma yaptıysanız sabah tok uyanırsınız. Bu durum en çok gece özel bir davette yemeği abartıp ertesi gün sabah ve öğlen öğününü atlayıp vicdan rahatlatmak şeklinde karşımıza çıkar. Ama çok yanlış! Çünkü tüm gün bir şey yemeyince akşam kan şekeri düşer ve gece boyu daha fazla yersiniz. Bu durumda sabah yine tok uyanır ve gece aynı kısır döngüye girersiniz.

 



Tarih: 23:37, 2/12/2007 Kategori: SAGLIK
Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->






Easy Free Borders from TagBot Borders
Easy Free Borders from TagBot Borders